trarzh-CNenfrdeitfaruesuk

Kuaförlere Özel

Medyamim tarafından yazıldı. Aktif . Yayınlanma Bilgiler

SAÇ YIKAMA:

Sağlıklı saçlara sahip olmak için;

  • Saçlar uygun şampuan ile düzenli olarak yıkanmalıdır. Normal yapıya sahip saçın en az haftada bir veya iki kez yıkanması gereklidir. Yağlı ve bulunulan ortamdaki kirlilikten etkilenen saçların ise daha sık yıkanması gereklidir.
  • Saç yıkama işleminin sistemli, titiz ve itina ile yapılması baş derisini rahatlatır. Baş derisine yapılan masaj kan dolaşımını hızlandırır ve saç köklerinin daha iyi beslenmesine böylece de saçların daha canlı ve parlak olmasına yardımcı olur.
  • Sistemli ve rahatlatıcı şampuanlama işlemi parmak uçları ile friksiyonlu masaj yaparak gerçekleştirilir.

 

SAÇ BAKIMI:

Saç ve baş derisinde yağ ve nem miktarında oluşan problemler sonunda saçta ve baş derisinde çeşitli değişikliklere sebep olur. Bu değişiklikleri yıpranma diye adlandırıyoruz.
Saçlar birçok nedenden dolayı yıpranabilir.  

Yıpranma sebepleri 3 gruba ayrılır;

  • Doğal Etkenler;
    • Deniz ve kuyu suyu,
    • Hava şartları (güneş, rüzgâr vb.),
    • Genetik faktörler,
    • Çeşitli hastalıklar (kanser vb.),
    • Hormonal dengesizlik,
    • Yanlış beslenme,
  • Fiziksel Etkenler;
    • Çitileyerek veya çok sıcak su ile yıkamak,
    • Çok sıcak ve saça çok yakın fön çekme,
    • Saçların sürekli kaplı olması (güneş ışığını almaması),***
    • Yanlış bakım,
    • Yanlış tarama ve/veya fırçalama,
    • Kalitesiz dişleri eksik tarak, fırça, uygunsuz makas, ustura (körelmiş jilet) seçimi ve kullanımı,
  • Kimyasal Etkenler;         
    • Kimyasal ürünlerin yanlış seçimi ve/veya yanlış kullanımı,***
    • Kimyasal işlemler bilinçsizce yapılması,          
    • Klorlu havuz suyu...

Yukarıdaki etkenlerden biri veya bir kaçı saçı yıpratır.

Yıpranmış Saçlar İçin;

Sağlığını, canlılığını, parlaklığını ve dayanıklılığını kaybeden saçların eski görünümüne kavuşması için çeşitli ürün ve uygulamalar gereklidir. Yıpranmış saç ve baş derisi için uygun bakım ürünleri kullanarak eski sağlığı ve görünümü kazandırılabilir.
Saç ve baş derisinde yapılan bakımın en önemli özelliği onarıcı ve tedavi edici olmasıdır. Bakımın amacına ulaşması için doğru ürün seçimi, bilinçli uygulama ve kullanım önerilerine uymak şarttır. Önerilerin yanı sıra ürünün düzenli kullanılması sonucu kesinlikle etkiler.

SAÇ DÖKÜLMESİ:
Saçların dökülmesine, doğrudan saçlarla ilgili mikrobik hastalıklar sebep olabildiği gibi vitaminsizlik, irsiyet, çeşitli hastalıklar, hormon bozukluğu gibi bünyedeki herhangi bir rahatsızlık da sebep olabilir.
Saç dökülmesi hem erkeklerde hem de kadınlarda görülebilir. Erkek tipi saç dökülmesi, alnın iki yanında ve tepede olabileceği gibi tamamen bütün başı da kapsayabilir. Kadınlarda ise dökülme, saçların seyrekleşmesi şeklinde kendini gösterir.
Günde 50 ila 100 kadar saç telinin dökülmesi yeni çıkan saçlarla dengelendiği için normaldir. Saçlar normalin dışında dökülüyorsa bu genelde bir baş derisi problemidir.
Bu durumlarda kullanılan ürünler direkt baş derisine uygulanmalı ve mutlaka baş derisine yapılan masaj ile desteklenmelidir. Baş derisine yapılan masaj kan dolaşımını hızlandırarak hücrelerin oluşumunu destekler sağlıklı ve düzenli bir uzama gerçekleşir. Bu gibi tedavilerde önemli unsur ürünlerin düzenli ve önerildiği şekilde kullanılmalıdır.

Saç Dökülmesinin Sebepleri ve Sonuçları;

1-Doğal Saç Dökülmesi; Ömrünü tamamlamış saç kendiliğinden veya dış etkilerle (tarama, şampuanla yıkama, fırçalama, saça şekil verme çalışmaları) dökülür. Bunun yerine yeni saç çıkar.

2- Strese Bağlı Saç Dökülmesi; Kişi psikolojik sıkıntılarını ve sorunlarını bir dermatolojik problem halinde yansıtabilmektedir. Ayrıca saç dökülmesi kişide psikolojik bozukluklara ve hatta psikososyal olumsuzluklara yol açabilmektedir. Kısaca, saç dökülmesi ve stres arasında iki çeşit ilişki söz konusudur:
Birinci ilişki nörotik bir ruhsal yapının desteklediği görünürde organik bir neden olmaksızın, stresin körüklediği saç dökülmeleri oluşabilir.
İkinci ilişki ise saç dökülmesi sonucu oluşan görünüme karşı kişinin geliştirdiği psikolojik reaksiyonlardır.

3- Diğer Nedenler;

    • Çevre kirliliği,
    • Yetersiz ve düzensiz beslenme,
    • Baş derisi enfeksiyonu ve iltihaplanması,
    • Ateşli hastalıklar,
    • Alerjik reaksiyon,
    • Zehirlenme,
    • Sürekli kullanılan ilaçların yan etkisi,
    • Çeşitli hastalıklar; Tüberküloz, sarılık, şeker hastalığı,
    • Röntgen,
    • Troid ve böbrek hastalıkları,
    • Ameliyat,
    • Doğum,
    • Bilinçsiz rejim,
    • Kimyasal ürünlerin yanlış seçimi ve/veya yanlış kullanımı sonucu,
    • Çekiştirerek taramak,

Kellik nedir?

Kellik; genetik sebeplerden dolayı saçların yeniden çıkmayacak şekilde dökülmesidir.
Saç fölikülünde artık saçın oluşmasını sağlayan hücrelerin oluşmaması sonucu saç soğancığı kurur ve saçlar kalıcı olarak dökülmüş olur. Kelleşme ile erkeklik hormonu androgen arasında ilişki söz konusudur. Bu sebepten dolayı kellik kadınlara göre erkeklerde daha çok görülür

SAÇ ve BAŞ DERİSİNDE OLUŞABİLECEK SORUNLAR

a) Yağlanma;

Yağ keseleri vücudumuzun belli bölgelerinde (baş dersi, yüz, göğüs ve sırt) daha yoğun ve daha büyük olarak bulunurlar. Daha fazla yağ üretirler. Özellikle ergenlik çağında erkekler salgıladıkları erkeklik hormonundan dolayı kızlara göre daha yağlı cilde sahip olurlar. Ergenlikte yağlı baş derisi sorununu en aza indirgemek için çok sıcak suyla yıkamamalı, saçları yıkarken baş derisine çok sıkı friksiyon yapılmamalıdır.
Yağ hücrelerinin normalden daha fazla oluşması sonunda baş derisi aşırı yağ (sebum) salgılar. Böylece yağlanma oluşur ve baş derisi özel bir bakıma ihtiyaç duyar. Bu tür saçlar her gün yıkanmalıdırlar. Çünkü yağ toz ve kiri çekerek saçların çabuk kirlenmesine yol açar. Yağlı saçları yıkarken baş derisine sert basınçlı masaj yapılmamalıdır.
Doğru ürün seçimi ve bu ürünün düzenli kullanımı, sonuca ulaşmak için çok önemlidir.
Aşırı yağlı saçların tedavisi; beslenmeye dikkat ederek, uygun saç şampuanı ve bakım ürünleri kullanarak gerçekleştirilir.

b) Kepeklenme;

Bazal hücreleri normal seviyede çalışarak cildimizi dış etkenlere karşı korur. Bazal hücreleri normalde 28–30 günde yassılaştırarak cildin bizim gördüğümüz bölümüne yerleşir.  Bu yassı hücreler tarama fırçalama veya sürtünme ile dökülerek cildimiz kendini yeniler.

Bazal hücreleri eğer normalden daha hızlı çalışırsa, yani 28–30 günden önce hücreler baş derisine çıkacak olursa bir yoğunluk oluşur, biz de bu yassı hücreleri baş derisi kepeği olarak görürüz.


Kepeklenmenin Nedenleri;

Genetik
Dengesiz ve düzensiz beslenme
Dış etkenler ( güneş rüzgâr, havuz suyu vs.)
Saç kozmetik ürünlerinin yanlış seçimi ve/veya yanlış kullanımı

Baş Derisi Kepeği Çeşitleri;

  • Yağlı Kepeklenme

    Bazal hücrelerinin ve yağ keseciklerinin normalden fazla çalışmasıyla oluşur.
  • Kuru Kepeklenme

    Bazal hücrelerinin normalden fazla çalışmasıyla ve yağ keseciklerinin normalden daha az çalışmasıyla oluşur.

c) Kuruluk;

Kuru saçlar incelmiş, mat ve kırıkları olan saçlardır. Yağ hücrelerinin (Sebumun) yetersiz salgılanması gibi iç etkenler veya perma, bilinçsiz boya işlemleri, sıcak kurutma, uzun süreli güneşlenme gibi dış etkenlerden dolayı saçlarda kuruluk oluşur. Bu tür saçlar özel bakım ürünleri ile besleyici bir program gerektirir ve sık yıkanmamalıdırlar.
Uygun ürün seçildikten sonra problem baş derisinde ise saçlar diplerden ince tutamlara ayrılarak ürün direkt baş derisinden uçlara doğru uygulanmalıdır. Daha sonra baş dersine friksiyonlu masaj yaparak kan dolaşımı hızlandırılıp hücrelerin oluşumu desteklenir. Etki süresi esnasında bone yöntemi veya buhar makinesi kullanılmalıdır.

d) Parlaklık Kaybı;

Saç, gün boyu, kireç, sigara dumanı, yağmur ve hava kirliliği yüzünden tozlanıp kirlenir. Bir de bunlara uzun süreli güneşlenme, sıcak kurutma, perma ve her türlü boya gibi etkenler eklenince saçın yapısında değişiklikler oluşmaya başlar. Öncelikle de bu yapısal değişik saçın pul tabakasında başlar. Sonunda saç mat bir görünüm alır.
Parlaklık kaybı için kullanılacak ürün; saçları ince tutamlar halinde alarak saç uçlarından diplerine doğru uygulanmalıdır. Uygulama sonrası ısı veya buhar yöntemiyle ürünün etkisi desteklenmelidir.

e) Esneklik Kaybı; 

Saçı elleyince bir köpüğü andırıyorsa, şekil vermekte zorlanılırsa, canlılığını, diriliğini ve gücünü kısaca esnekliğini yitirmiş demektir.
Esneklik kaybını giderici ve saçı yapılandırıcı ürünler saçlara uçlardan başlayarak diplere kadar uygulanma ve çekiştirmeden taranmalıdır. Ayrıca bu gibi durumlarda bakım uygulamalarından sonuç almak için ürünlerin düzenli kullanılması çok önemlidir. Belirlenen bakım süresi boyunca şekillendirme işlemi saçları fazla hırpalamadan yapılmalıdır.

f) Hacimsiz Saçlar;

Saçlar hacimsiz bir görünümdeyse bunun iki nedeni olabilir:
1) saç telleri incedir,
2) normal kalınlıktadır ama çok düz oldukları için ağırlık yapar kabarmazlar.
Saçlara hacim kazandırmak için kullanılan bakım ürünleri pul tabakasını onarıcı ve yapılandırıcı olduğundan saçlara eşit şekilde dağıtılmalıdır. Eşit dağıtılan bakım ürünü etkisini tam göstererek saça hacim kazandırır. 

SAÇ KESİMİ:

Saçlar insanlar için sadece biyolojik değil, aynı zamanda psikolojik olarak da çok önemlidir. İnsanlık tarihinde saçlar her dönem önemli olmuştur. Saç kişinin; karakterini, özgürlüğünü, sağlığını ve güzelliğini simgeler. Özel saç modelleri belli sosyal gruplara aidiyeti, kişisel veya sosyal bir tavrı, hatta sadece bir duyguyu ifade etmek veya karşı cinsin dikkatini çekmek için tercih edilebilmektedir.
Her model her saç yapısı için uygun değildir. Saç kesiminin kişinin saçına uygunluğu (saçın yapısı, tipi, doğal dalgası ve yoğunluğu) tespit edildikten sonra belirlenmelidir. Saç uygunluğunun yanı sıra kişinin; yüz şekli (kulak, alın, çene ve burun), vücut yapısı (boy ve kilo), gözlüklü / gözlüksüz, giyim ve yaşam tarzı, kişiliği dikkate alınarak saç kesim modeli seçilmelidir.

FÖN İLE ŞEKİL VERME:

Fön işlemi öncesi saçın nemlenmesi yani şampuanlanarak saç diplerine kadar ıslanması gerekir. Aksi takdirde saçlar elektriklenebilir ve ayrıca kuru saça verilen şekil kalıcı olmayacaktır. Kalın telli, kıvırcık ve kabarık saçlar için ıslak, düz ve çabuk şekil alan saçlar için ise havlu ile nemi alınarak fön işlemine başlanması uygundur.

Fön bayanların kuaförde en sık uygulattıkları işlemdir. Düzgün ve ahenkli saçlar, hacim ve çekicilik her kadının fönden beklediği mucizedir. Ancak fönün kaliteli ve kalıcı olması birkaç şeye bağlıdır; öncelikle bilinçli eleman, kaliteli ve profesyonel araç-gereç gereklidir. Fön işlemi esnasında saçtaki su buharlaşır, kurutma sırasında fön fırçası ile gergin taranan saç şekil alarak kurur ve istenilen form oluşturulur.
Fön işlemi kesinlikle profesyonel fön makinesi ile yapılmalıdır. Fön makineleri saç kurutma makinelerinden farklıdır. Havayı daha basınçlı ve yüksek ısı ile üflemek için tasarlanmıştır.
Fön işleminde kullanılacak fırçanın büyüklüğü ve kalitesi çok önemlidir. Kaliteli polyamid kıllı ısıyı iyi iletebilen saçın uzunluğuna uygun bir fırça seçilmelidir. Kullanılan fırça saç uzunluğu ile uyumlu değilse saçın doğru şekli alması sağlanamaz.
Fön işlemini kolaylaştırmak ve saç şeklinin kalıcılığını sağlamak için saç cinsine uygun olan şekillendirici kullanılması çok doğrudur. Bu tür ürünler aynı zamanda saçı fön ısısından korurlar.

MİZANPLİ:

Mizanpli nedir ?

Saçların bigudi ile sarılıp kurutma başlığı altında kurutulduktan sonra fırça ve tarak yardımı ile yapılan şekillendirme işlemidir.
80’lı yıllardan beri çok az kullanılan bir şekillendirme tekniğidir. Günümüzde neredeyse tüm şekillendirmeler fön işlemiyle yapılmaktadır. 
Mizanpli özellikle doğal dalga ve bukle istendiğinde veya topuz işlemlerinden önce saça şekil vererek pürüzsüz ve parlak kurutmak için tercih edilir.

Mizanpli’nin avantajı ve dezavantajı nedir?


Avantajı

Saçlar ısı ile yakından temas etmediği için yapısı fazla etkilenmez.

Dezavantajı
Uygulama süresi fön ile şekil verme işlemine göre daha uzun sürer.

MAŞA:

Kuaförlerin ve hanımların saçlara bir düzen ve şekil vermek için kullandıkları elektrik iletkenli metal, seramik, teflon malzemeden, buharlı veya buharsız aletlere maşa denir. Maşa ile saçlar hem düzleştirilir hem de bukleli dalgalı hale getirilebilir.
Saç düzleştirmede veya bukle yaparken en çok akla gelen soru maşa ne kadar yıpratır. "Acaba saçlarım yanıyor mu?"
Maşanın saça zarar verip vermemesi kullanılan aletle çok alakalıdır. Günümüzde piyasa bulunan maşaların birçoğu doğru kullanıldığında saç yapısını olumsuz olarak etkilemez. Buharlı aletlerde çıkan buhar saça nemlilik verir, ev kullanımı için idealdir.

SAÇ BOYAMA VE RENK DEĞİŞTİRME:

Yüzyıllardan beri İnsanların hayatında, güzelleşmenin önemli unsurlarından birisi de; bakımlı ve biçimli saçlara sahip olmak kadar, saç renginde yapılan değişikliklerdir.
Eski zamanlarda saçların rengini değiştirmek için tamamen doğal maddelerden yararlanılmış. Örneğin kına, kan, kül, çivit ya da peruk gibi. Saçların rengini açmak için limon suyu kullanılmıştır.
Daha sonraları kimyanın da gelişme dönemlerinde çeşitli kimyasal maddeleri ile saçların renkleri değiştirilmiştir. Saç boyama da kullanılan ilk boya maddesi kurşun sülfat olmuştur. Kuşun sirkenin içine batırılır, birleşim sonucu meydana gelen karışım saçlara tarak ile sürülürdü. Saçlara sürülen bu karışım az da olsa saç renginde değişiklik yaratırdı.
Ne var ki bu maddelerin de zaman içerisinde saç sağlığını tehdit eden çok zararlı, zehirli maddeler olduğunu tespit edilmesi ile kimya sektörü yeni arayışlar içerisine girmiştir 20. yüzyılın başlarında yeni geliştirilen sentetik maddeler ile saç boyaları piyasada yerini almaya başlamıştır.
40’lı yıllardan itibaren ise, bugün halen kullanılmakta olan oksidatif boyalar üretilmektedir.

Saçta yapılacak renk değişikliği için kimyasal boyaları mı yoksa bitkisel boyalar mı, hangisini seçmeli?

Saç rengini değiştirmek, beyazları gizlemek veya sadece bir ışıltı yaratmak için... En uygun ürün nasıl seçilir? Ürünleri saç sağlığına zarar vermeden nasıl kullanmak lazım? Bütün bunların cevabı bu işi profesyonel olarak yapan kuafördedir.

Kına halk arsında saç için faydalı olarak bilinen bir renklendiricidir. Ancak kınanın avantajının yanı sıra dezavantajı da vardır. Kına saçı çepeçevre sararak renklendirir ve saçtan kolay akmaz hatta kumral veya platin renklerine dönmek istendiğinde birkaç açma işlemi sonunda istenilen renge yaklaşılabilir. Kınanın birkaç kez uygulaması sonunda saçın çevresinde oluşan tabaka saça sertlik  (halk arasında dolgunluk diye de adlandırılır) ve camımsı bir parlaklık verir. Zaman içerisinde de saçlarda oluşan sertlikten dolayı kırılmalar ortaya çıkar.

Bitkisel (Organik) saç boyaları amonyak içermez ancak istenilen renk değişikliğini oluşturmak için amonyak türevi madde içerirler. Dolayısıyla boya saç telinin içine nüfuz etmez (saç rengini açamaz) , saçın dış tabakasına yerleşir, beyaz saçı tam olarak kapatamaz. Saç rengini açamayan ve beyazları tam kapatamayan boya gruplarının renk seçenekleri de sınırlıdır. Kalıcı (Oksidatif) saç boyalarına oranla daha uzun bir bekleme süresiyle uygulanır. Bu süre genellikle ısı ile desteklenir.

Geçici boyalar amonyak içermez, bu sebepten dolayı saçın sadece dış tabakasına (pul tabakasına) kenetlenir ve genelde 10–12 şampuanlama sonrası saçtan akar. Düzenli olarak kullanılırsa yoğunlukları artar; çünkü saçta halen var olan boyanın üzerine tutunurlar. Böylece geçici boyalar, saçın genel bütünlüğünü bozmadan saç renginin sabit tutulabilmesi açısından yararlıdır. Beyaz kapama özelliği ancak %40–60 arasında değişir ve saç rengini açma özellikleri yoktur.

Kalıcı saç boyaları (Oksidatif saç boyası); amonyak (alkali) içerikli olan boyalardır. Bu saç boyaları amonyak sayesinde saçın orta tabakasına (lif tabakası) kadar işler, duruma göre saçta bulunan pigmentlerin (renk tanecikleri) rengini açar veya koyultarak saçta bulunan pigmentlerin rengini istenilen renge getirir.  Saç içine yerleşen suni pigmentler kenetlenerek şişer büyür saçtan geri çıkamaz ve böylece oluşan yeni renk saçta kalıcı olur.
Amonyak içerikli boyalar, saç rengini açma ve beyazları %100 kapama özelliğine sahiptir.
Kalıcı saç boyaları ile istenen sonucu almak için kuaförde uygulatmak doğrudur. Kalıcı saç boyaları yanlış kullanıldığında geri dönüşü zor olan sonuçlar ortaya çıkabilir ve saç yapısı olumsuz etkilenir.

HAMİLELİKTE SAÇ BOYAMA:

Bu sorunun cevabını vermek yalnızca ülkemizde değil, tüm dünyada çok zordur. Çünkü hekimlerin bir kısmı, bunun gelişmekte olan bebek için zararlı olacağını düşünürken, diğer kısmında da tam tersi düşünce hâkimdir. İnternet sitelerine girip bakıldığında, yapılan çalışmaların hiçbirinde, hamilelikte saç boyatmanın zararlı olabileceğine yönelik herhangi bir bulgu elde edilemediği görülmektedir.
Bazı doktorların hastalarına bitkisel saç boylarını kullanmalarını önerdiği bilinmektedir. Ancak bu ürünlerin içerikleri de incelendiğinde, tıpkı kalıcı (oksidatif) boyalarda olduğu gibi pek çok katkı maddesinin içerdiği görülebilir.
Sonuç olarak ‘’Hamilelikte saçlarımı boyatabilir miyim’’? Sorusunun cevabını hamilelikte kişiyi takip eden doktor vermelidir.

DEKOLORASYON (SAÇTAKİ RENGİN AÇILMASI):

Dekolorasyon işlemi saçtaki çok koyu renkte boyanmış veya çok koyu olan doğal saç renginin açık kumral ve platin renklerde boyamak için yapılan bir kimyasal ön işlemdir.
Dekolorasyon işlemi uygulaması sonucunda eşit bir renk sonucu için uygulama çok titiz ve dikkatli yapılmalıdır. Aksi takdirde geri dönüşü olmayan saç tahribatları ortaya çıkabilir. Ayrıca işlem sonunda mutlaka uygun bir bakım ürünü kullanarak gizli oksidasyonu durdurup saçın parlak ve canlı görünmesi sağlanabilir.
Dekolorasyon işlemi profesyonel bilgi ve uygulama gerektirir. Bu sebepten dolayı mutlaka kuaför tarafından yapılmalıdır.

RÖFLE:

Doğal veya boyanmış saç üzerinde ayrılan tutamları en fazla 2–3 ton açarak yapılan uygulamaya verilen isimdir. Bu uygulama sonunda elde edilen görünüm oldukça doğal ve yumuşaktır. Sanki saç rengi güneşten açılmış gibi bir görünüm alır.
Röfle çalışması renk açıcı ürünlerle yapılacağı gibi saçın durumuna göre boya ile de yapılabilir.
Röfle işlemi yapılacak saçlar doğal renkte ise normal saç boyaları ile yapılabilir ve saç sağlığı açısından da doğrudur. Eğer saçlar daha önce bir boya işlemi görmüş ise mutlaka dekolorasyon ürünü (açıcı halk dilinde oryal olarak yerleşmiştir) kullanmak gerekir. Dekolorasyon ürünü ve bununla birlikte kullanılacak oksidasyon ürününün saç yapısına uygun olmasına dikkat edilmelidir. Dekolorasyon ürünü ile yapılan röfle uygulamaları sonunda genelde saç boyası ile bir renk banyosu yapılarak istenilen tonlama gerçekleştirilir.

MEÇ:

Doğal renkte veya koyu renge boyanmış saçlardan ayrılan tutamların açık tonlara getirilmesiyle elde edilmesidir, bu sonuç oldukça frapan, iddialı ve çarpıcıdır.
Meçin çok frapan olması ve aynı zamanda saçların uzaması ile saç diplerinin de kısa aralıklarla yenilenmesi gerektiğinden çok tercih edilmez.
Bu işlemde kullanılan ürünün etki gücü kuvvetli olup yüksek derecede açması gerekir. Dolayısıyla bu işlem için dekolorasyon ürünü ve elde edilecek açık renge göre uygun derecede oksidasyon ürünleri seçilir.
Meçli görünümü elde etmek için saçın çok açık kumraldan platine kadar açılması gerekir. İstenilen açık renk elde edildikten sonra, açılmış rengin üzerine saç boyası ile renk banyosu yapılarak istenilen tonlama gerçekleştirilir.

BALYAJ:

Balyaj başın belirli bölümlerinde veya belirli bölümlerinden belirli kalınlıklarda saç tutamları ayırarak özellikle de saç kesimini vurgulamak için yapılan bir renklendirme çalışmasıdır.
Bu teknikte kullanılan ürünlerin seçimi aynı röfle ve meçte olduğu gibi renk sonucuna ve saçtaki mevcut renge bağlıdır.

PERMA:

Çok ince telli saçların daha yoğun ve hacimli görünmesini sağlamak, düz saçlarda bukle ve dalga yaratmak için yapılan işlemdir. Ayrıca uzun ve kıvırcık saçlara da yapılan perma işleminde büyük bigudiler kullanarak doğal bukleli görünüm sağlanabilir. Kullanımı rahat olduğu için aktif ve sportif bayanların tercihidir. Kalın yapılan perma yaklaşık 3 ay kullanılabilir. Perma da bir kimyasal işlem olduğu için röfle ve dekolorasyon işlemlerinden sonra yapılması tavsiye edilmez. Her iki işlem arasında en az iki hafta beklenmelidir. Perma yapıldıktan sonra saç uçlarında kuruma meydana gelebilir. Bu kurumayı ve kuruma sonucu saç uçlarında oluşacak kırılmaları önlemek için mutlaka uygun bir saç bakım maskesi kullanılmalıdır.

DÜZLEŞTİRME -  DEFRİZE:

Kıvırcık ve dalgalı saçları perma ilacı veya benzeri ürünlerle kalıcı olarak düzleştirme işlemidir. Permanant ürünleri düz saçlara dalga ve kıvırcık şekil vermek için kullanıldığı gibi kıvırcık ve dalgalı saçları düzleştirmek için de kullanılır. 
Düzleştirme işlemi de profesyonel bilgi ve uygulama gerektirir. Bu sebepten dolayı mutlaka kuaför tarafından yapılmalıdır.

KALICI DÜZLEŞTİRME – BREZİLYA FÖNÜ

Eğer sık sık fön çektirmek zorunda kalıyorsanız, saçlarınız çok kabarıp zor şekil alıyorsa Brezilya Fönü, fön teknolojilerinin bugün için varabildiği son noktadır. Fönün bozulma endişesi ortadan kaldırırken aynı zamanda saçın onarımını (saçları içten ve dıştan besler ve korur) sağlayan bir çeşit kürdür.

Uzun süre kalıcı (6 aya kadar) olması zamandan tasarruf etmeyi sağlar.

Brezilya Fönü’nün bu denli etkili olmasının sırrı uygulanışının farklılığındadır.

Bu işlemin dikkatli ve ehil ellerde yapılması çok önemlidir. Bu yüzden ucuz olsun demek yerine biraz araştırıp işinde uzman ve güvenilir kuaföre yaptırmak en doğru karar olacaktır.

BREZİLYA FÖNÜ NEDİR:

Brezilya fönü, nano teknoloji kullanılarak hazırlanan özel şampuan ve serumlarla kuaför ve güzellik merkezlerinde yapılan saç şekillendirme yöntemidir. Bu yöntem ile saçlar 4-6 ay boyunca yeni fön çekilmiş gibi bakımlı ve düzgün görünür.   Saç düzleştirmek için kalıcı fön adıyla tanımlanan brezilya fönü adlı ürünün kaliteli ve sağlık bakanlığı onaylı olması gerekir. 

BREZİLYA FÖNÜ KİMLERE YAPILMAZ:

Brezilya fönü hamile bayanlara kesinlikle önerilmiyor. Astım, bronşit gibi solunum yolu hastalığı olan kişilerinde yapması veya yaptırması sakıncalıdır.  

 

Claim bonus atbet365 united kingdom - bbetting.co.uk